Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, 9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, kıyı ve sahil şeritlerinin belirli koşullarla kiraya verilebilmesinin önünü açarken, özellikle kıyıların kamusal niteliği ve ticarileştirilmesi konusunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemenin merkezinde kıyı ve sahil şeritleri bulunuyor. Yeni hükme göre, 3621 sayılı Kıyı Kanunu, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve onaylı imar planı hükümlerine uygun olması şartıyla, Bakanlık tarafından uygun görülen kıyı ve sahil şeritlerinde düzenleme yapılabilecek.


Resmî Gazete’deki asıl hüküm ne diyor?
Yönetmeliğe eklenen düzenlemeye göre;
- Bakanlığın uygun göreceği kıyı ve sahil şeritleri kapsama girebilecek.
- Ancak yapılacak düzenlemelerin 3621 sayılı Kıyı Kanunu, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve onaylı imar planı hükümlerine uygun olması gerekiyor.
- Kıyı ve sahil şeritleri ile bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari üniteler, bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarının yürütülmesi amacıyla kiraya verilebilecek.
- Kiralama, Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesi müdürlüğüne, Bakanlığa bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlar ile bunların iştiraklerine düzenlenecek protokol üzerinden yapılabilecek.
- Bu işlemlerde hasılat ve/veya gelirden pay alınması esas alınabilecek.
Resmî Gazete’de yer alan hükmün tamamı ise şöyle:
“3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile onaylı imar planı hükümlerine uygun olarak düzenleme yapılması kaydıyla, Bakanlıkça uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ve bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari üniteler; hasılat ve/veya gelirden pay alınması suretiyle, bu alanların bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarının yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesi müdürlüğüne, bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların iştiraklerine düzenlenecek protokol ile kiraya verilebilir.”

“Kıyılar halkındır” eylemleri yapılırken yeni düzenleme geldi
Düzenleme, Türkiye’nin özellikle turizm bölgelerinde kıyıların kullanımı konusunda tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.
Bodrum’da da son yıllarda “Kıyılar Halkındır” sloganıyla düzenlenen eylemlerde vatandaşlar ve çevre örgütleri, halkın ortak kullanımına açık olması gereken kıyıların işletmeler tarafından şezlong, masa, sandalye ve benzeri uygulamalarla fiilen kapatıldığını savunuyor.
2026 yazında bu tepki yeniden yükseldi. Gümüşlük’te vatandaşlar ve Gümüşlük Forumu tarafından düzenlenen eylemlerde “Sahiller Halkındır, Halkın Kalacak”, “Gümüşlük Halk Plajı Halkındır, İşgal Edilemez” ve “Plajımıza Sahip Çıkıyoruz” çağrıları yapıldı.
7 Temmuz’da ise Gümüşlük’te “Havlunu Al Gel” eylemi düzenlenerek vatandaşların kıyıların kamusal kullanımına dikkat çekmesi istendi.
Dolayısıyla yeni yönetmelik, tam da “Kıyılar halkındır, halkın kalacak” tartışmalarının sürdüğü bir dönemde yürürlüğe girmiş oldu.
Düzenleme ne anlama geliyor?
Yönetmelik, bütün kıyıların veya bütün plajların otomatik olarak özel işletmelere devredileceğini söylemiyor. Bakanlığın uygun göreceği alanlarla sınırlı bir düzenleme getiriyor ve Kıyı Kanunu ile imar planlarına uygunluk şartı koyuyor.
Ancak düzenlemenin kıyı alanlarındaki ticari ünitelerin ve işletme faaliyetlerinin protokol yoluyla yürütülmesine imkân tanıması, kıyıların kamusal niteliği konusunda yeni soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Özellikle Bodrum, Muğla ve diğer turizm merkezlerinde yıllardır süren kıyı işgalleri, yüksek plaj ücretleri, şezlong uygulamaları ve vatandaşların denize ücretsiz erişimi tartışmaları düşünüldüğünde, düzenlemenin nasıl uygulanacağı büyük önem taşıyor.
Çünkü mesele yalnızca kıyıların kimin tarafından işletileceği değil; vatandaşın kıyıya ve denize ücretsiz, eşit ve serbest biçimde erişiminin nasıl korunacağı.
Kıyılar halkındır tartışması yeniden alevlenebilir
Bodrum’da daha önceki yıllarda da kıyı işgallerine karşı eylemler düzenlenmiş, vatandaşlar “Kıyılar Halkındır”, “Kıyılar Kimsenin Malı Değildir”, “Elini Çek Kıyıdan” sloganlarıyla tepkilerini dile getirmişti.
Şimdi ise yeni yönetmelikle birlikte gözler uygulamaya çevrilecek.
Hangi kıyılar Bakanlık tarafından uygun görülecek?
Hangi ticari üniteler kiraya verilecek?
Bu alanların kullanım koşulları nasıl belirlenecek?
Vatandaşların ücretsiz ve serbest kullanım hakkı nasıl güvence altına alınacak?
Ve en önemlisi:
“Kıyılar halkındır” denilirken, kıyıların işletme ve gelir elde etme alanına dönüşmesinin sınırı nerede çizilecek?
Bu soruların yanıtı, yönetmeliğin bundan sonraki uygulamalarında ortaya çıkacak.
Kıyılar gerçekten halkın ortak kullanımında kalacak mı, yoksa yeni düzenleme kıyılarda yeni bir işletme ve ticarileşme döneminin kapısını mı aralayacak?
Bu sorunun yanıtını ise önümüzdeki süreçte yapılacak kiralama ve protokoller gösterecek.

