İlber Ortaylı’nın Ardından

En çok okunan

CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Avukat Remzi Kazmaz dün vefat eden Tarihçi, Akademisyen, Yazar Prof.Dr. İlber Ortaylı’ya ithafen yazdığı yazısını kamuoyuyla paylaştı; ÖZELEŞTİRİ başlığı altında topladığı yazı şöyle;

Tarihi anlamak ve anlatmak üzerine kıssadan hisse Geçmişi ve geleceği sorgulama üzerine mini tartışma yazımı paylaşmak istedim İlber Ortaylı’nın vefatı üzerine pek çok insanın ardından iyi sözler söylemesi anlaşılabilir. Bugün yayılan bilgilerde, Ortaylı’nın 13 Mart 2026’da İstanbul’da yaşamını yitirdiği yer alıyor. Ama bir insanın ölümünün ardından yapılan övgüler, o kişinin hayatı boyunca temsil ettiği çizginin eleştirilemeyeceği anlamına gelmez.

Ben bugün özellikle eski tüfek ağabeylerime, ablalarıma bakıyorum. Dün düzene, resmî tarihe, egemen sınıfların ideolojik hegemonyasına karşı söz söyleyenlerin; bugün sistemin makbul tarihçilerine methiyeler dizmesini hayretle izliyorum. Çünkü bana göre İlber Ortaylı, kuşkusuz bilgili bir akademisyendi; fakat hiçbir zaman gerçek anlamda bir aydın olmadı. Akademisyen olmak başka, aydın olmak başkadır. Aydın dediğin, yalnızca bilgi taşıyan değil; o bilgiyi halkın, hakikatin ve ezilenlerin safında cesaretle kullanan kişidir.

Ortaylı’nın çizgisi ise çoğu zaman devlet aklının, resmî tarihin ve sistemin güvenli sınırlarının dışına taşmadı. Tarihi, sınıfların, halkların, ezilenlerin, direnenlerin, yok sayılanların penceresinden okumak yerine; çoğu zaman parlak bir üslupla anlatılan, ama özü itibarıyla düzenle barışık bir tarih anlatısı sundu. İnsanlar da bunu “derin tarihçilik” zannetti. Oysa tarih, yalnızca sarayların, paşaların, fetihlerin ve büyük adamların hikâyesi değildir. Tarih; aynı zamanda işçinin, köylünün, sürgünün, isyancının, ezilen halkların ve susturulmuş kuşakların hikâyesidir.

Bizim asıl sorunumuz da burada başlıyor. Kendi tarihimizi öğrenmekte tembeliz. Resmî anlatının dışına çıkmakta cesaretsiziz. Bize paketlenmiş bilgiyi alkışlıyor, sorgulayanı değil parlatılanı övüyoruz. Böyle olunca da yeni yeni “İlber Ortaylı”lar üretmeye devam ediyoruz. Bilgiyi eleştirel düşünceden koparan, tarihi toplumsal mücadeleden ayıran, geçmişi masalsı bir anlatıya indirgeyen her figür, bu ülkede kolayca yüceltiliyor.

68 kuşağından gelen ağabeylerime ve ablalarıma da tam burada bir çift sözüm var: Sizin kuşağınız, bu ülkeye itiraz etmeyi, sorgulamayı, boyun eğmemeyi öğretti. Şimdi ne oldu da düzenin onay verdiği figürler karşısında bu kadar kolay teslim oluyorsunuz? Ne oldu da bir bilim insanı ile bir aydını aynı kefeye koyuyorsunuz? Ne oldu da halktan, emekten, sınıftan, isyandan kopuk bir tarih anlatısını alkışlar hale geldiniz? Asıl şaşırtıcı olan budur.

Bir ölünün ardından hakaret etmem. Emeklerine saygı duyarım. Bilgisine, birikimine, çalışkanlığına da haksızlık etmem. Ama eleştirimi de saklamam. Çünkü hakikat, ölünün arkasından susmayı değil; doğru yerde doğru sözü söylemeyi gerektirir. İlber Ortaylı, bu ülkenin tanınmış bir tarihçisiydi; fakat benim gözümde hiçbir zaman halktan yana cesur bir aydın olamadı.

Mekânı cennet olsun. Ama biz yaşayanlara düşen görev, yine de putlaştırmadan düşünmek, sorgulamaktan vazgeçmemek ve kendi gerçek tarihimizi öğrenme cesaretini göstermektir. Yoksa birkaç parlak cümleye, birkaç televizyon programına, birkaç resmî iltifata bakarak “büyük aydınlar” üretmeye devam ederiz. Ve sonra da neden bu ülkede hakikat yerine efsaneler dolaşıyor diye şaşırırız.

Güncel

Fenerbahçe Başkan Adayı Hakan Safi Bodrum’da Üyelerle Buluşacak

Fenerbahçe Spor Kulübü başkan adaylarından Hakan Safi, kulübün geleceğine yönelik projelerini ve vizyonunu paylaşmak üzere Bodrum'da sarı-lacivertli camianın üyeleriyle...

Daha fazla içerik