CHP Muğla Çevre ve Hukuk Komisyonları adına, Muğla genelinde giderek derinleşen su sorunlarına dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Avukat Remzi Kazmaz gerçekleştirdi.
Kazmaz, Muğla’nın birçok ilçesinde suya erişimin kritik seviyelere ulaştığını belirterek, “Bodrum’da musluklar kuruyor, Milas’ta kuyular çekiliyor. Muğla’da insanlar artık yazı değil, kaygıyı bekliyor. Peki neden?” sözleriyle yaşanan tabloyu özetledi, şunları kaydetti;
“Bugün susuz bırakılan Muğla’nın sesi olmak için CHP İl ve İlçe Çevre Komisyonları olarak kamuoyuna sesleniyoruz. Muğla’da yaşanan su krizi her geçen gün derinleşmektedir. Bodrum’da musluklar kuruyor, Milas’ta kuyular çekiliyor, Muğla’da insanlar yazı değil kaygıyı bekliyor. Peki neden?
Nüfusun artması, turizmin yoğunlaşması ve iklim krizinin derinleşmesi bu sorunun nedenleri arasında gösterilmektedir. Bunlar doğru olmakla birlikte asıl sebep bunlar değildir. Asıl sorun, suyun ihtiyaca göre değil siyasi tercihlere göre dağıtılmasıdır.
Akbelen, Karacahisar ve çevre köylerde yaşam alanları yok edilmektedir. Ormanlar kesilmiş, zeytinlikler zarar görmüş, köylünün tapulu arazileri acele kamulaştırma yoluyla gasp edilmiştir. Tüm bu uygulamaların amacı toprağın altındaki kömürün çıkarılmasıdır.
Bu süreçte yeraltı su kaynakları tahrip edilmiş, içme suyu havzaları zarar görmüş, kömür yıkama işlemlerinde içme suyu kullanılmıştır. Bu faaliyetleri yürüten şirket Limak İnşaat AŞ’dir. Bodrum susuzken, Milas susuzken, Muğla susuzken bir şirketin yeraltı içme suyunu kullanması kabul edilemezdir.
Anayasa ve Çevre Kanunu açıktır. Su bir ticari meta değil, yaşamsal bir haktır. Kamu yararı şirket kârı anlamına gelmez. Kamu yararı köylünün suyudur, çocuğun musluğudur, kentin geleceğidir. Ancak bugün kamu yararı anlayışı ters yüz edilmiştir.
Devlet Su İşleri, elindeki suyu ihtiyaca göre değil siyasi sadakate göre dağıtmaktadır. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ’nin yeni su yatırımları için yaptığı başvurular reddedilirken, Aydın’a su verilmesi teknik değil tamamen siyasi bir tercihtir.
Dalaman Çayı’ndan alınan su Muğla’ya değil Aydın’a aktarılmaktadır. Suyun çıktığı yer Muğla, susuz kalan yer Muğla olmasına rağmen su başka bir ile yönlendirilmektedir. Bu durum ne adaletle ne vicdanla ne de kamu yönetimi anlayışıyla bağdaşmaktadır.
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ, milyonlarca dolarlık yatırımlarla deniz suyunu içme suyuna dönüştüren projeler yürütmektedir. Oysa DSİ’nin elinde Muğla’ya yetecek su varken halkın deniz suyuna mahkûm edilmesi kabul edilemez. Çünkü su, siyasi bir baskı aracı hâline getirilmiştir.
Buradan açık taleplerimizi yineliyoruz. Acele kamulaştırmalar derhal durdurulmalı, Akbelen ve çevresindeki su havzaları koruma altına alınmalı, kömür yıkamada içme suyu kullanımına son verilmeli, Dalaman Çayı suyu Muğla’nın ihtiyacına göre paylaştırılmalı ve DSİ siyasi değil bilimsel ve adil bir su yönetimi anlayışı benimsemelidir.
Bu bir parti meselesi değil, bir yaşam meselesidir. Su yoksa hayat yoktur, su yoksa adalet yoktur. Muğla susmayacak, Bodrum susuz kalmayacak. Bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağız.
CHP Muğla Çevre ve Hukuk Komisyonları adına

