CHP Bodrum İlçe Başkanlığı aylardır süren Cumhuriyet Halk Partili Belediye başkanlarının tutuklanmalarına karşı tepkilerini gösterdi.
Bodrum Belediye Meydanında bir araya gelen CHP’liler bir basın açıklaması yaptı. Düzenlenen basın açıklamasına Bodrum’da çeşitli STK’lar ve vatandaşlarda destek verdi. İktidar aleyhine sloganlar eşliğinde basın açıklamasını yapan CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın basın toplantısı sonrasında sosyal medya hesabına şu mesajı bıraktı.
“Haksızlığa karşı susmadık, susmayacağız! Halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarımızın özgürlüklerini geri istedik, Bodrum Belediye Meydanı’nda gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasıyla sesimizi yükselttik. Adaletin ve demokrasinin yanında duran tüm sendika ve dernek temsilcilerine, örgütümüze ve duyarlılık gösteren yurttaşlarımıza yürekten teşekkür ederiz. Bir kez daha haykırıyoruz: İrade gasp edilemez, halkın seçtiği başkanlar derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın’ın Bodrum Belediye Meydanında yaptığı basın açıklaması ise şöyle;
“Pusulası vicdanı olan, kaderini kendi azim ve kararıyla yeniden yazan; Yüce Milletimize!
Halkın iradesini tanımayan, seçim sandığında kazanamadığı belediyeleri cebren ve hileyle geri almak isteyen, karşısına çıkmaktan ve kaybetmekten korktuğu Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu hapse attırarak rakipsiz olmak isteyen, bu büyük ve güzel ülkenin kurucusu, Türkiye’nin Birinci Partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ni, kesin YSK kararlarına rağmen kayyım şantajıyla teslim almak isteyenlere sesleniyoruz,
Geldiğiniz gibi gideceksiniz!
Yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, kişi hak ve hürriyetleri başta olmak üzere, yediden yetmişe, çocuklardan kadınlara kadar; kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyetimizin tüm kazanımlarını içine sindiremeyen ve kendilerini iktidara getiren demokrasinin bugün en büyük tehdidi haline gelen sizleri, bu güzel ülkenin yarınları adına kesin bir dille uyarıyoruz:
Gaflet, Delalet ve Hıyanet içindesiniz!
Ekonomik bağımsızlığını yitirmiş, eğitimden tarıma, sağlıktan gıdaya kadar üretim gücünü kaybetmiş, çalışanından emeklisine, işçisinden çiftçisine halkına umut vermek şöyle dursun; doğmamış çocuğuna bile borç yükleyen, iflasın eşiğinde, uçurumun kenarında bir Türkiye inşa ettiniz.
İstiyorsunuz ki; rant, talan düzeni devam etsin, bu ülkede taş taş üstünde kalmasın.
Değerli Yurtseverler,
Hani kimliksiz, cibilliyetsiz, Yeliz kod adlı bir cumhuriyet düşmanı var. Ne diyor: “Kanlı 1923 darbesi”.
Bu küstah piyonun ve onun sahiplerinin kulağına küpe olsun diye söylüyoruz:
Cumhuriyet, emsalsiz bir güçle vatanın her karış toprağında acımasızca kan döken emperyalizme ve emperyalizmin uşaklarına karşı; kanla irfanla kurulmuştur, evet.
İşte o kan, saltanatından başka bir şey düşünmeyen haramilerin cepheden cepheye sürdüğü Anadolu köylüsünün biricik kınalı kuzularının kanıdır…
O kan, cepheye silah taşırken İstiklal Yolu’nda kucağında dokuz aylık bebeğiyle şehit düşen Şerife Bacı’nın kanıdır.
O kan, Yemen’e gidip de dönmeyenlerin, o kan, Çanakkale’de yedi düvele eyvallah etmeyen Onbeşli’lerin, o kan Dumlupınar’da on bir yıl görmediği oğlu Mehmet Onbaşının kollarında son nefesini veren Çetmili Kara Ali Çavuş’un kanıdır.
Nazım’ın Kuvayı Milliye Destanı şiirinde yazdığı gibi bir kez daha: ‘ateşi ve ihaneti gördük’ duygusunun dayanılmazlığı içinde;
Kurtuluşun adı bilinen bilinmeyen tüm kahramanlarını şükranla anıyor, adalete susamış, irfan sahibi milletimize sesleniyoruz,
Halkın iradesiyle iş başına gelen, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik 19 Mart sivil darbesiyle başlayan anti demokratik, haksız ve hukuksuz sürdürülen bu süreç, salt bir kişinin tek adam iktidarını devam ettirmek gibi bir sanıyla geçiştirilecek ve bu çerçevede açıklanacak bir şey değildir.
Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir.
Bağımsızlığımıza göz dikmiş, Sevr’i yeniden hortlatmaya yemin etmiş emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi ve onun savcısıyım deme cüretini göstermiş olanlar, bu projenin hayata geçmesinin önündeki en büyük engel olan Türkiye Cumhuriyetini, geri dönülmez bir felakete sürüklemektedir.
Bu tespitler ve düşücüler ışığında, Cumhuriyetin en büyük iftira kampanyasının mimarlarını, sözcülerini ve muhataplarını bir kez daha uyarıyoruz.
Etkin pişmanlık zırhıyla korunan sözde itirafçı özde iftiracı olan sizlerin etkin pişmanlığı da son pişmanlığı fayda etmeyecektir.
Bir kişinin değil bir milletin iktidarı için, bırakın halkın başkanlarını!
Türkiye Başkanlarını Geri İstiyor!
Kamuoyuna Saygılarımızla…

