Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (BOYD) Başkanı Sabahattin Duman, Bodrum’da yaz sezonu boyunca basında ve sosyal medyada sık sık menü fiyatları üzerinden yapılan Bodrum’u karalama kampanyalarına isyan etti. Bodrum’u Viral Videolarla Ölçemezsiniz diyerek basın açıklaması yaptı.
Açıklama şöyle;
Her yaz aynı senaryo yaşanıyor. Haziran ayı geliyor, sosyal medyaya bir lahmacun adisyonu düşüyor. Ardından iki top dondurma haberi, birkaç video daha paylaşılıyor ve hemen hüküm veriliyor: “Bodrum bitti.”
Sonrasında da aynı yorumlar geliyor: “Oh olsun”, “Fahiş fiyatçılara müstehak.” Sanki Bodrum’un kötü gitmesiyle birileri cezalandırılmış olacak.
Oysa “Bodrum” dediğimiz şey; yatırımcısı, esnafı, otelcisi, tedarikçisi ve binlerce çalışanın ekmeği demek.
Turizm, sosyal medyada dolaşan üç videoyla ölçülmez. Gecelemeyle, doluluk oranlarıyla, kişi başı harcamayla, tekrar gelen misafir sayısıyla ve en önemlisi sahadaki gerçeklerle ölçülür.
Peki gerçek ne?
Bodrum tarihinin en iyi sezonunu mu yaşıyor? Hayır.
Peki Bodrum öldü mü? O da hayır.
Hatta 2023 yılında 15 Temmuz’da hissettiğimiz hareketi, bu yıl Temmuz’un ilk haftasında yaşamaya başladık.
Yani mesele “Turist gelmiyor” meselesi değil. Mesele, değişen turizmi hâlâ eski gözlükle okumaya çalışmamız.
Çünkü turist değişti. Alışkanlıkları değişti, beklentileri değişti, harcama şekli değişti. Eskisi gibi akşam çarşıya çıkıp saatlerce dolaşmuyor. Otelde daha fazla vakit geçiriyor, beach club’lara gidiyor, tekne turlarına katılıyor, deneyim satın alıyor ve telefonundan rotasını planlıyor.
Sokakta eskisi kadar kalabalık görmemek, turist gelmediği anlamına gelmiyor.
Şimdi gelelim kimsenin konuşmak istemediği konuya…
Otellerde genel tablo sanıldığı kadar kötü değil. Elbette kötü giden işletmeler de var. Ancak bugün biraz da esnafın şapkasını önüne koyması gerekiyor.
“Turist gelmiyor” demek yerine, “Ben değişen turiste ayak uydurabildim mi?” sorusunu sorması gerekiyor.
Çünkü rekabet artık sadece fiyatla olmuyor. Hizmetle, kaliteyle, deneyimle ve fark oluşturabilmekle oluyor.
Kimse kusura bakmasın; turizm herkesin ahkâm keseceği bir sektör de değil.
Bir makine tamircisi çıkıp otelciye turizm dersi vermeye kalkıyor. Bir başkası istediğini yaptıramayınca “Size kötü yorum yazarım” diye tehdit ediyor. Bir diğeri ise sosyal medyada iki video çekerek Bodrum’u bitiriyor.
Bu kadar kolay olmamalı.
Eleştiri elbette olacak. Fahiş fiyat varsa konuşacağız, kalitesiz hizmet varsa düzelteceğiz. Ama eleştiri başka şeydir, tehdit başka şeydir, itibar suikastı ise bambaşka bir şeydir.
Asıl konuşmamız gereken ise çok daha büyük bir mesele.
Bodrum’un rakibi artık Çeşme değil, Marmaris de değil. Biz artık Yunan adalarıyla, Adriyatik kıyılarıyla ve Akdeniz’in dünya markalarıyla yarışıyoruz.
Bu yarışta kazanan en çok beton döken değil, kimliğini koruyandır.
Çünkü insanlar Bodrum’a beton görmeye değil, Bodrum’u yaşamaya geliyor.
Son söz…
Bence artık yanlış soruyu soruyoruz.
Soru, “Bodrum öldü mü?” değil.
Sormamız gereken soru, “Biz değişen turizme ne kadar hazırız?” olmalı.
Çünkü Bodrum yaşıyor. Değişiyor. Dönüşüyor. Ancak bu dönüşümde herkesin sorumluluğu var. Otelcinin de, esnafın da, yerel yönetimin de, hepimizin.
Bodrum’u yaşatacak olan ne bir lahmacun fotoğrafıdır, ne iki top dondurmadır, ne de birkaç viral video.
Bodrum’u yaşatacak olan; akılcı planlama, kaliteli hizmet, değişime ayak uydurabilen işletmeler ve bu kentin ruhunu koruyabilmektir.
Belki de asıl mücadelemiz “Bodrum öldü” diyenlerle değil, Bodrum’un ruhunu yavaş yavaş tüketen anlayışla olmalıdır.
Çünkü bir destinasyonu öldüren şey eleştiri değildir.
Kimliğini kaybetmesidir.

